http://canlidostlar.com/components/com_gk2_photoslide/images/thumbm/587188img_0.jpg http://canlidostlar.com/components/com_gk2_photoslide/images/thumbm/281027kolajsite.jpg http://canlidostlar.com/components/com_gk2_photoslide/images/thumbm/384436atakolaj1.jpg http://canlidostlar.com/components/com_gk2_photoslide/images/thumbm/619296kolaj2.jpg http://canlidostlar.com/components/com_gk2_photoslide/images/thumbm/720233img_kale.jpg http://canlidostlar.com/components/com_gk2_photoslide/images/thumbm/352603Kolajengelli.jpg


Benim ilçem, Yenice merkezde üç ilköğretim okulu var. Bu üç okulda da “asil” müdür görev yapmıyor. İşler vekâleten götürülüyor. ”Vekâleten müdürlük” görevlerini yapan arkadaşların kadroları da çalıştıkları okulda değil. Kısacası, kimin eli kimin cebinde belli değil. Bu dediklerim 2010 yılından önceydi. Şimdi bu üç ilköğretim okulunda asaleten görev yapan müdürler var.

2007 yılında atananların atamaları bütün ülkede; 2008 yılında yargı tarafından iptal edildi. Bütün ülkede yargı kararı ile müdürlükleri iptal edilenler, vekâleten görevlendirme ile görevlerine devam ettiler. Hepsi de bu görevlere, ”torpil” ile gelmişlerdi. Çoğunluğu da iktidara yakın bir sendikanın üyesi öğretmenlerdi bu muhteremler.. Birde 76.madde müdürleri var bu ülkede. Adaletsizliğin orta yerinde oturup görev yapan kaypaklar, hokkabazlar. 76.madde müdürleri de tek tek iptal oluyor. Toplu olarak iptal olmaları da bekleniyor. Bütün bunlar, Milli Eğitimi yaralayan yandaş hareketlerin ve kadrolaşmanın tipik örnekleridir.

Neyse… Bu yandaşlıklar bitecek gibi değil.

Birgün Hz.Ömer’in adaleti gerçekleşir inşallah.

1999 yılında, öğretmen olarak atandığım bir okula, 2000 yılının Haziran ayında Müdür yardımcısı olarak asaleten görevlendirildim. Okulda çalışan öğretmen arkadaşlar, kısacası 25 öğretmenden kimse, müdür yardımcısı olmak için elini bile kıpırdatmadı. Oylama yaptık. Herkes beni istedi. Kendimi, okul idaresinin içinde buldum. Bir yıl sonra okul müdürü görevden ayrıldı. Okul idaresi bana kaldı. 2001 yılı ile 2007 yılı nisan ayı sonuna kadar vekâleten okul müdürlüğü yaptım.

Okul müdürlüğünü bıraktığım öğretim yılı sonunda, okulum sosyal ve kültürel olarak zirve yaptı. Her dalda birinci oldu. Sadece futbol da ilçe ikincisi oldu.

Tek bir idareci olarak 400 öğrenci, 25 öğretmenli bir okulda mesai gözetmeden çalıştım. Hiç bir işimi aksatmadım. Mektup atmak için pul parası bulunmayan okulu, sponsorlar (destekleyiciler) sayesinde çağdaş bir hale getirdim.

İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü adına çıkarılan dergide, sürekli yazarlık yaptım. Yazı denetleme kurulunda sürekli çalıştım. Reklam kurulunda yer alarak, derginin parasal sorunlarını çözdüm.

Mahalli gazetelerde; eğitim, çevre ve diğer konularla ilgili yazılar yazdım. Şiirler yayınladım. İlçemle(Çanakkale/Yenice) ilgili tek şiir bana aittir.

Mahalli radyolarda, kendi türkülerimi çaldım söyledim. Önemli günlerde, arkadaşlarımla etkinlikler düzenledim.

İlçem okulları adına, ilde düzenlenen resim sergilerine katıldım. İlçemdeki öğrencilerin eserlerinin diğer illerde sergilenmesini sağladım.

Okulumda, iki “Halk Oyunları” ekibi oluşturdum. İlçede en geniş kapsamlı “resim ve teknoloji tasarım” sergilerini açtım.

İlçemde düzenlenen, ”Doğa Yürüyüşü” etkinliklerine okulum öğrencileri ile katkıda bulundum.

Kimseye yaranamadım.

Ya-ra-na-ma-dım.

17.05.2004 tarihinde, idareci atamaları ile ilgili müracaatlar alındı. İlçemde 8 öğretmenin başvurusu kabul edildi. Biz 8 öğretmen, 29.06.2004 tarihinde mülakata alındık. 8 arkadaş bir arabaya binip gittik.

Sorumlu müdür yardımcısının odasında komisyon toplandı. Bizleri tek tek alıp görüşme yaptılar. Bazı arkadaşların, girdiği çıktığı bir oldu. Kimisi beş dakika bekledi, çıktı. Sıra bana geldi. Girdik, oturduk komisyonun karşısına. Kurbanlık koyun gibi. Beni görmek isteyenlerin bazıları benden iyi olsa…

Komisyon üyelerinin birçoğu o görevlere, bileğinin hakkı ile gelmemiş kişilerdi. Giyimleri bile şık değildi. Adamlarda kültürü bırak, bazıları giyinmeyi bile bilmiyordu. Ben o gün düz beyaz gömlek, koyu renk elbise giyip gitmiştim. Ha! Belirteyim. Ben kısa kollu ve desenli gömleklere kravat takmam. Arkadaşlara da takılmıştım. ”Pop Stara” gidiyoruz diye. Bir arkadaş ceketsiz gelmişti. Benim ceketi vermiştim.

Bu komisyon, ben çıktıktan sonra, yarım saat kimseyi içeri almadı.

Bu komisyonun başkanlığını yapan kişi benim çok iyi tanıdığım, geçmişte çok yardım ettiğim bir kişiydi. Yeniceliydi. Yenice’den bazı siyasilerden aldığı emirleri yerine getirmeliydi ki(!) bazı şeylerin bedelini ödesin... Kendisini o makama getirenlere “diyet” ödemeliydi. Bu “diyette” beni müdür yapmamaktan geçiyordu herhalde.

Sonuçta öyle oldu.7 arkadaş atandı asaleten. Ben okulumda vekâleten görev yapmaya devam ettim.

“Asaleten” müdür olamadık. Ben asaleten müdür olmayınca, büyük bir hizmet gerçekleştirilmiş oldu(!) Milli Eğitimin bütün işleri düzeldi(!) Bütün okullara çeki düzen geldi(!) İlçede bütün öğrenciler benim gibi birinden kurtulmuş oldu(!) Ben müdür olmayınca, vatan kurtarıldı vatan(!)

Gerekçesini bir dilekçe ile sordum.

Verilen cevapta; ”Mülakat Komisyonu’nca adayların istediği okulun iş hacmi, nitelik ve nicelik olarak potansiyel durumunu yönetecek gerekli deneyimi ve liyakate sahip olmadıkları kanaati oluşmuşsa adayların ataması zorunluluk göstermemektedir” ibaresi.

Gerekçe bu.

Yersen.

Beni bu cümleye takıp, idam ettiler.

Beni; bir okulu idare etmeye yeterli görmeyen beyler, beni bu görevden de alamadılar. Ne yaman çelişki.

Ben idare mahkemesine gittim. İki okula daha müdürlük istemiştim. İlçedeki diğer iki okul müdürünü de idare mahkemesi görevden aldı. Beni o iki okula, değerlendirmeye almadıkları için. Bende onların iki adamını yargı yolu ile ”yok” ettim. İlçenin huzurunu da bozdular böylece. İlçedeki ilköğretim okulları müdürsüz kaldı. Beni ortadan kaldırmak isterken, hem kendi adamlarını harcadılar, hem de ilçeye zarar verdiler.

Bu zarar hala devam ediyor.



Şimdi şu mülakat komisyonu değerlendirme formundaki konulara bir bakalım. Bu vereceğim notlar bana takdir edilen notlardır. (Puan Değeri:10 )

Türkçeyi Doğru Kullanma Becerisi:6

Genel Kültür:6

Genel kültür ve İletişim Becerisi:6

Tutum ve Davranış:6

Çözümleme, Birleştirme, İlişkilendirme Becerisi:6

Eğitim kurumu Yönetimine İlişkin Görüşleri:6

Atanacağı Okulun Özelliği hakkındaki Görüşleri:6

Eğitim Öğretim alanında Bugüne Kadar Yaptığı çalışmalar:6

Yönetici Olarak Atandığı Takdirde Uygulamayı Düşündüğü Projeler:6

Takdir Puanı:5

Ben ne beceriksiz, sünepe, paspal, kabiliyetsiz, terbiyesiz, kültürsüz biriymişim. Kısacası cahil bir adammışım. Vallahi de kendimden, haberim yokmuş benim.

Allah razı olsun, bu adalet dağıtan insanlardan.. Bu komisyon, ”beni bana” öğretti.

Kendimi tanıdım ya!

Diğer arkadaşların puanları, 10 üzerinden tam puan:100.

Görevden alınan iki arkadaş dayanamadılar, o yıl emekli oldular. Müdürlükten alınan arkadaşlardan sadece birisi, benim haklı olduğumu söyleyerek, üzüntüsünü belirtti.

“Mülakat Komisyonu” üyelerine, yaptıkları haksızlığı belirten birer mektup yazdım. Sadece, o zamanki teftiş kurulu başkanı mektubuma, telefon ederek cevap verdi. Üzüntülerini belirtti. Bana büyük haksızlık yapıldığını itiraf etti.



Ben bu olaydan sonra, gönlümden yaralandım.

Soğudum.

Ben okulumdan, ayrıldım artık.

Kendi isteğimle bıraktım okulumu.

Gönlüm kırılmıştı.

Bana yapılanları hak etmemiştim.

2007 Nisan ayından beri başka kurumdayım.

Bir ilköğretim okulu, benim gibi zararlı bir parazitten kurtulmuş oldu.

“Mülakat Komisyonu,” kutsal bir vatan görevini gerçekleştirmiş oldu böylece.



Bizler, ”Vatandaşlık ve İnsan Hakları” derslerinde çocuklara,” insanlara din, dil, ırk ve inanç” ayrımı yaparak, davranmanın yanlışlıklarını anlattık yıllarca.

“Siyasi” ve “ideolojik” davranmanın, insanlar arasında haksızlıklara neden olacağını, toplum huzurunu bozacağını anlattık çocuklara.

“Etik sözleşmeler” imzaladık.

Ayırım yapmayacağız diye, yeminler ettik.

Öğretmen olurken, “yemin” ettik. Bayrağımıza el bastık.

Herkese, “hak ve adaletle” davranacağımıza yemin ettik.

Öğretmenlik mesleğine yakışmayan bütün hareketleri, öğretmenlerin yapması ne acı..

Birilerinin, birilerini kayırması ne kötü. Birilerinin imtiyazı ile bir koltuğa oturanlar (kapanlar), her şeyi yapmayı bir “hak” olarak görüyorlar. Ne büyük acizlik.

Bu dönemde, son yıllarda, ne oldu da herkes idareci olmaya çalışıyor?

İdareci olabilmek için, her yol deneniyor.

Anlamış değilim.

Ben bir okulda tesadüfen idarecilik yaptım.

7 yıl içinde, çok güzel işlere imza attım.

Hiç kimse fark etmedi. Etmek istemedi.

Beni, “Türkçesi zayıf” diye değerlendirsinler, bir şey olmaz. İki kelimeyi bir araya getiremeyenler, ne söylerse söylesin

“Kültürsüz” diye not versinler bana, ekmeği ağaçta arayanlar.

“Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.” Derler.

Benim yaptıklarım ortada.

Benim adım, en az bir yerlerde kalacak.

Ya onların?

“Bekâr bayan öğretmeni eş durumundan atayanlar” ne yapacak?

“Kendi adamlarının puanında sahtekârlık yapıp başkalarının hakkını yiyenler” ne olacak?

Göreceğiz.

Biz görmesek, başkaları görecek.

“Bana yapılan haksızlık, başkalarına haksızlık yapmama davranışımı” daha da kuvvetlendirdi.

Hepinize, “hakkımı” helal ediyorum.

Haksızlık yapmayı fazilet sayanlar!

Üzerinizdeki ”kul” hakkını, nasıl iade edersiniz sahiplerine bilemiyorum.



Ben, “orta yerindeyim” yaşadığım yer olan Yenice’nin…

Bana bu haksızlığı yapanlar, siz Yenice’nin neresindesiniz?

Ben şimdi yine Yenice Cumhuriyet İlköğretim Okulu’ndayım.

Geriye döndüm.

Aradan dört yıl geçmiş.

Eyvah! Ben geri döndüm.

Ne olacak şimdi?

“Türkçesi zayıf öğretmen” geri döndü.

Yandı güzelim, keten helva!

Yanmadı.

Ben Yenice’yi de terk ettim.

Bir okula bileğimin hakkıyla müdür oldum.

Adalet geç olsa da tecelli etti.

Ne olacak şimdi?

Çanlıdostlar Anket

REFERANDUMDA OYUM...
 

Çanlıdostlar Video Zap

Reklam